Gazi Mustafa Kemal Atatürk
1881 — 193∞ • İlelebet Saygı ve Minnetle
"Geleceğin güvencesi sağlam temellere dayalı bir eğitime, eğitim ise öğretmene dayalıdır."
— Mustafa Kemal AtatürkAtatürk’ün Gençliğe Hitabesi
Ey Türk Gençliği!
Birinci vazifen, Türk istiklâlini, Türk Cumhuriyetini, ilelebet, muhafaza ve müdafaa etmektir.
Mevcudiyetinin ve istikbalinin yegâne temeli budur. Bu temel, senin, en kıymetli hazinendir. İstikbalde dahi, seni bu hazineden mahrum etmek isteyecek, dahilî ve haricî bedhahların olacaktır. Bir gün, İstiklâl ve Cumhuriyeti müdafaa mecburiyetine düşersen, vazifeye atılmak için, içinde bulunacağın vaziyetin imkân ve şerâitini düşünmeyeceksin! Bu imkân ve şerâit, çok nâmüsait bir mahiyette tezahür edebilir.
İstiklâl ve Cumhuriyetine kastedecek düşmanlar, bütün dünyada emsali görülmemiş bir galibiyetin mümessili olabilirler. Cebren ve hile ile aziz vatanın, bütün kaleleri zaptedilmiş, bütün tersanelerine girilmiş, bütün orduları dağıtılmış ve memleketin her köşesi bilfiil işgal edilmiş olabilir. Bütün bu şerâitten daha elîm ve daha vahim olmak üzere, memleketin dahilinde, iktidara sahip olanlar gaflet ve dalâlet ve hattâ hıyanet içinde bulunabilirler. Hattâ bu iktidar sahipleri şahsî menfaatlerini, müstevlilerin siyasi emelleriyle tevhit edebilirler. Millet, fakr ü zaruret içinde harap ve bîtap düşmüş olabilir.
Ey Türk istikbalinin evlâdı! İşte, bu ahval ve şerâit içinde dahi, vazifen; Türk İstiklâl ve Cumhuriyetini kurtarmaktır!
Muhtaç olduğun kudret, damarlarındaki asil kanda mevcuttur!
Gençliğin Atatürk’e Cevabı
Ey Büyük Ata,
Varlığımızın en kutsal temeli olan, Türk İstiklâl ve Cumhuriyetinin sonsuz bekçisiyiz. Bu karar, değişmez irademizin ilk ve son anlatımıdır. İstikbâlde, hiçbir kuvvet bizi yolumuzdan döndürmeyecektir. Bizler, bütün hızımızı senden, ulusal tarihimizden ve ruhumuzdaki sönmez inanç ateşinden alıyoruz.
Senin kurduğun güçlü temeller üzerinde attığımız her adım sağlam, yaptığımız her atılım bilinçlidir. En kıymetli emanetimiz olan, Türk İstiklâl ve Cumhuriyeti, varlığımızın esası olarak, eğilmez başların, bükülmez kolların, yenilmez Türk evlatlarının elinde sonsuza dek yaşayacak ve nesillerden nesillere devredilecektir.
İstiklâl ve Cumhuriyetimize kastedecek düşmanlar, en modern silahlarla donanmış olarak, en kuvvetli ordularla üzerimize saldırsalar dahi, ulusal birliğimizi ve yenilmez Türk gücünün zerresini bile sarsamayacaktır. Çünkü, bu aziz vatanın toprakları üzerinde yetişen azimli ve inançlı Türk gençliği, dökülen temiz kanların ve Cumhuriyet devrimlerimizin aydın ürünleridir. Vatanın ve milletin selameti için her zorluğa iman dolu göğsümüzü germek, gerçek amacımız olacaktır.
Ey Türk’ün büyük Ata’sı!
İstiklâl ve Cumhuriyetimizi korumak gerektiği zaman, içinde bulunacağımız durumlar ve şartlar ne olursa olsun, kudret ve cesaretimizi damarlarımızdaki asil kandan alarak, bütün engelleri aşıp her güçlüğü yenmek azmindeyiz.
"Türk gençliği olarak özgürlüğün, bağımsızlığın, egemenliğin, cumhuriyet ve devrimlerin yılmaz bekçileriyiz. Her zaman, her yerde ve her durumda Atatürk ilkelerinden ayrılmayacağımıza, çağdaş uygarlığa geçmek için bütün zorlukları yeneceğimize, namus ve şeref sözü verir, kendimizi büyük Türk ulusuna adarız."
Atatürk’ün Balıkesir Hutbesi
Balıkesir Paşa Camii — 07.02.1923
"Ey Millet, Allah birdir. Şanı büyüktür. Allahın esenliği, sevgisi ve iyiliği üzerinize olsun..."
Peygamberimiz efendimiz hazretleri, Cenabı Hak tarafından insanlara dini gerçekleri duyurmaya memur ve elçi seçilmiştir. Temel kanunu, hepimizce bilinmektedir ki, yüce Kur’an’daki mânası açık olan ayetlerdir. İnsanlara feyz ruhu vermiş olan dinimiz, son dindir. En mükemmel dindir. Çünkü dinimiz akla, mantığa, gerçeğe tamamen uyuyor ve uygun düşüyor. Eğer akla, mantığa ve gerçeğe uymamış olsaydı, bununla diğer ilahi tabiat kanunları arasında çelişki olması gerekirdi. Çünkü tüm evren kanunlarını yapan Cenabı Hak’tır.
Arkadaşlar; Cenabı Peygamber çalışmasında iki yere, iki eve sahip bulunuyordu. Biri kendi evi, diğeri Allah’ın evi idi. Millet işlerini Allah’ın evinde yapardı. Hazreti Peygamber’in mübarek yolunda bulunduğumuz bu dakikada milletimize; milletimizin bugününe ve geleceğine ait hususları görüşmek maksadıyla bu kutsal yerde Allah’ın huzurunda bulunuyoruz. Beni buna eriştiren Balıkesir’in dindar ve kahraman insanlarıdır. Bundan dolayı çok memnunum. Bu fırsat ile büyük bir sevap kazanacağımı ümit ediyorum.
"Efendiler, camiler birbirimizin yüzüne bakmaksızın yatıp kalkmak için yapılmamıştır. Camiler itaat ve ibadet ile beraber din ve dünya için neler yapılmasının gerekli olduğunu düşünmek yani konuşup tartışmak, danışmak için yapılmıştır."
Millet işlerinde her kişinin zihnini ayrı ayrı faaliyette bulunması zorunludur. İşte biz de burada din ve dünya için, geleceğimiz ve bağımsızlığımız için, özellikle egemenliğimiz için neler düşündüğümüzü meydana koyalım. Ben yalnız kendi düşüncemi söylemek istemiyorum. Hepinizin düşündüklerinizi anlamak istiyorum. Milli amaçlar, milli irade yalnız bir kişinin düşünmesinden değil, milletin bütün kişilerinin arzularının, emellerinin sonuçlarından ibarettir. Bundan dolayı benden ne öğrenmek, ne sormak istiyorsanız serbestçe sormanızı rica ederim.
Hutbeler hakkında sorulan sorudan anlıyorum ki, bugünkü hutbelerin şekli, milletimizin duygusal fikirleri ve lisanı ile medeni ihtiyaçlarıyla uygun görülmektedir. Efendiler, hutbe demek topluma hitabetmek, yani söz söylemek demektir. Hutbenin manası budur.
Hutbe denildiği zaman bundan birtakım kavram ve manalar çıkarılmamalıdır. Hutbeyi söyleyen hatiptir. Yani söz söyleyen demektir. Biliyoruz ki, Hazreti Peygamber’in hayatta olduğu mutlu dönemlerde hutbeyi kendisi söylerdi. Gerek Peygamber Efendimiz ve gerek dört halifenin hutbelerini okuyacak olursanız görürsünüz ki, gerek Peygamberin, gerek dört halifenin söylediği şeyler o günün sorunlarıdır; o günün askeri, idâri, mâli ve siyasi, sosyal konularıdır.
İslam toplumunun çoğalması ve İslam ülkeleri genişlemeye başlayınca, Cenabı Peygamber’in ve dört halifenin hutbeyi her yerde bizzat kendilerinin söylemelerine imkân kalmadığından halka söylemek istedikleri şeyleri bildirmeye birtakım kişileri memur etmişlerdir. Bunlar herhalde en büyük ve ileri gelen kişiler idi. Onlar camilerde ve meydanlarda ortaya çıkar, halkı aydınlatmak ve doğru yolu göstermek için bir şart lâzımdı. O da milletin lideri olan kişinin halka doğruyu söylemesi, halkı dinlemesi ve halkı aldatmaması!
"Hutbeden amaç halkın aydınlatılması ve ona yol gösterilmesidir, başka şey değildir. Yüz, ikiyüz, hatta bin yıl önceki hutbeleri okumak, insanları cahillik ve çağın gerisinde bırakmak demektir. Hatiplerin normal olarak halkın günlük kullandığı dil ile konuşmaları gereklidir."
Geçen yıl Millet Meclisi’nde söylediğim bir nutukta demiştim ki “Minberler halkın akılları, vicdanları için bir ilim irfan kaynağı, ışık kaynağı olmuştur.” Böyle olabilmek için minberlerde söylenecek sözlerin bilinmesi ve anlaşılması, ilim ve fen gerçeklerine uygun olması lazımdır. Hutbeyi verenlerin siyasi olayları, sosyal ve medeni olayları her gün izlemeleri zorunludur. Bunlar bilinmediği takdirde halka yanlış aşılamalar yapılmış olur. Bu nedenle, hutbeler tamamen Türkçe ve günün gereklerine uygun olmalıdır. Ve olacaktır.
Atatürk’ün Kronolojik Hayatı
Bir ulusun yeniden doğuşunun ve bağımsızlık mücadelesinin tarihi adımları
Atatürk’ün doğumu
Askeri rüştiyeye öğrenci oluşu
Harbiye’ye geçişi
Erkan-ı Harbiye’ye girişi
Üç dört arkadaşıyla Şam’da gizli olarak 'Vatan ve Hürriyet' adındaki cemiyeti kurması ve aynı yılda Selanik’e geçerek aynı cemiyetin şubesini açması
Askeri rütbesi kolağası oluşu ve yine aynı yıl içinde görevinin Makedonya’daki 3. Orduya nakli, Cemiyetinin Merkezi Selanik’te İttihat ve Terakki Cemiyeti ile birleşmesi
Gizli ve siyasi faaliyetlerinin sonucu 2. Meşrutiyetin, padişah Abdulhamit’e kabul ve ilan ettirilmesi
İstibdat taraftarlarının yeni rejime karşı ayaklanmaları Rumeli’den bunları bastırmak için yola çıkan Hareket Ordusunun Kurmay Yüzbaşkanlığına deruhte etmesi ve bu ayaklanmada önemli bastırıcı rol oynaması
Trablusgarp savaşına iştirak etmesi ve oradaki kuvvetlerimizin Kurmaylığını üzerine alması. Bu arada rütbesinin binbaşılığa yükseltilmesi
Balkan Savaşının başlaması üzerine İstanbul’a dönmesi ve Bolayır’da toplanmış olan kuvvetlerimizin hareket şubesi müdürlüğüne tayin edilmesi
Sofya Ataşelikleri görevlerinin uhdesinde toplanması, bu arada rütbesinin yarbaylığa yükselmesi
Tekirdağ’da kurulması kararlaştırılan yeni bir tümenin komutanlığına tayini. Onun teşkil ettiği ve 19. Tümen adını alan bu tümen Çanakkale savaşlarında parlak başarılar göstermiştir.
Çanakkale savaşlarında gösterdiği büyük başarılardan dolayı rütbesi albaylığa yükseldi.
Çanakkale savaşları zaferlerimizle bittiğinden Diyarbakır’daki kolordunun komutanlığına tayin edilmiştir. Oraya giderken de rütbesi generalliğe yükseltildi.
Rusların Diyarbakır istikametindeki taarruzlarını kırarak Bitlis ve Muş’u düşman işgalinden kurtardı. Bu başarısı üzerine 2. Ordu komutanlığına atandı.
Mondros Mütarekesini müteakip Yıldırım Orduları Grubu Başkomutanlığını devir alması.
Acı mütareke günlerinin bir kısmını çok üzgün olarak geçirdiği İstanbul’dan 3. Ordu Müfettişliği göreviyle Bandırma vapuruyla Samsun’a hareket etti.
Kurtuluş Savaşının başlangıç noktası olan Samsun’a ayak basması.
Erzurum’daki 15. Kolordu Komutanı Kazım Karabekir Paşa ile temas etmesi.
Ankara’daki 20. Kolordu Komutanı Ali Fuat Paşa ile temas etmesi.
Türk Milletini işgallere protesto için mitingler yapmaya davet etmesi.
Doğu vilayetlerinde bir Ermeni Hükümetinin kurulması ve İngiliz himayesi fikirlerine muarız olduğunu beyan etmesi.
Yurdun bağımsızlığını kurmak için Türk Milletini kendisiyle birlikte çalışmaya davet eden tarihi beyannameyi (Amasya Genelgesi) yayınlaması.
Erzurum’dan askeri görev ve askerlik mesleğinden istifa ettiğini İstanbul Hükümetine bildirmesi.
Başkanlığını yaptığı Erzurum Kongresinde millet iradesine dayanan bir millet meclisiyle kuvvetini, gene millet iradesiyle oluşan bir hükümetin kurulması lüzumunu ilk hedef olarak ilan etmesi.
Sivas Kongresinde yurdun muhtelif bölgelerinde kurulmuş olan müdafaa cemiyetlerini Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti adı altında birleştirip bütün millet kuvvetlerini bir elde idare etmek imkanını sağlaması.
Çalışmalarını bitiren Sivas Kongresi delegeleri tarafından seçilen Temsil Heyeti Başkanlığına getirilmesi.
Temsil Heyeti, Türk Milletinin yetkili makamı olarak ilan edildi.
Temsil Heyeti ile birlikte Ankara’ya gelerek yerleşmesi ve bu şehri milli harekatın merkezi yapması.
Ankara’da Büyük Millet Meclisinin törenle açılması ve bu meclise başkan seçilmesi.
'Egemenlik Kayıtsız, Şartsız Milletindir' esasına dayanan ilk demokratik Anayasayı (Teşkilat-ı Esasiye) Meclise kabul ettirmesi.
İlerleyen Yunan Taarruzu karşısında T.B.M.M. tarafından kendisine Başkumandanlık görevinin verilmesi.
Sakarya Zaferinden altı gün sonra T.B.M. Meclisinin çıkardığı kanunla Mareşallik rütbesi ve Gazilik unvanının tevcih edilmesi.
Büyük taarruz savaşının planlarını hazırlaması.
Cumartesi sabahı Kocatepe’den tarihi büyük taarruz emrini vermesi.
Dumlupınar’da ateş hatları arasında bizzat idare ettiği Başkomutanlık Meydan Muharebesini kazanması.
Muzaffer Türk Ordularına 'ORDULAR! İLK HEDEFİNİZ AKDENİZDİR. İLERİ!' tarihi emrini vermesi.
Halkın büyük coşkusu ve alkışları arasında kurtarılan İzmir’e girmesi.
Ankara’ya dönüşlerinde eşsiz merasimle karşılanması.
Saltanatın kaldırılmasını temin eden kanunu Meclis karşısında müdafaa ederek kabul ettirmesi.
Saat 20:30'da CUMHURİYET ilan edilmiş ve Türkiye Cumhuriyeti'nin ilk Cumhurbaşkanı seçilmiştir.
Cumhuriyet rejiminin kökleşmesi için şart olan Hilafetin kaldırılması, Tevhid-i Tedrisat ile medreselerin kapatılarak milli ve çağdaş eğitim birliğinin sağlanması.
Orta Çağın dini hukuk geleneklerine göre çalışan Şer’iye mahkemelerini kaldırması.
Milli sermayeyi çoğaltmak ve Türk bankacılığını geliştirmek amacıyla Türkiye İş Bankası’nı kurması.
Memlekette modern tarım ve çiftçiliği geliştirmek maksadıyla örnek teşkil edecek Atatürk Orman Çiftliği’ni kurdurması.
Tekke, zaviye ve türbelerin kapatılması ile ilgili kanunun kabul edilerek batıl inanç ve taassup yuvalarının ortadan kaldırılması.
Şapka İktisası Kanunu ile modern ve medeni kıyafet devriminin başlatılması.
Miladi takvim ve modern uluslararası saat ölçüsünü kabul eden kanunun yasalaşması.
Türk Medeni Kanununun kabul edilmesiyle Türk milletinin çağdaş medeniyet standartlarına kavuşturulması.
Çıkarılan kanunla Türk milletinin okuma-yazmasını kolaylaştıracak yeni Türk harflerinin kabul edilmesi.
Türk dilini geliştirmek ve zenginleştirmek amacıyla Türk Dil Kurumunun kurulması.
Türk kadınına milletvekili seçme ve seçilme hakkı tanıyan anayasa değişikliğinin yapılması.
Türk Milletine yaptığı eşsiz hizmetler vesilesiyle T.B.M.M. tarafından oy birliğiyle 'ATATÜRK' soyadının tevcih edilmesi.
Avrupa’da baş gösteren buhran karşısında Balkan Antantının kurulmasında en önemli liderlik rolünü oynaması.
Montrö Boğazlar Sözleşmesi ile Türk Boğazları üzerindeki mutlak Türk egemenliğinin tesis edilmesi.
Sadabat Paktıyla doğu sınırlarının güvenliğinin teminat altına alınması.
Hatay’ın bağımsız bir devlet haline getirilmesi ve ardından Türkiye’ye katılmasının yolunun açılması.
Tarihi vasiyetnamesini hazırlayıp notere tevdi etmesi.
Perşembe sabahı saat 09:05’te Dolmabahçe Sarayı’nda ebediyete intikal etmesi.